Testis kanseri nedir?
Testis kanserinin çoğu, germ hücreleri olarak bilinen sperm üreten hücrelerde gelişir ve germ hücreli tümörler olarak adlandırılabilir. Germ hücreli tümörler birkaç vücut bölgesinde başlayabilir:
- En yaygın yer olan testisler
- Omurganın yakınındaki karın arkası bölgesi, retroperitoneum olarak adlandırılır.
- Akciğerler arasındaki orta bölge olan mediastinum
- Daha seyrek olarak, çocuklarda alt omurga veya çocuklarda beyindeki küçük bir bez olan epifiz bezi (çok nadir)
Testis kanseri erken teşhis edilirse neredeyse her zaman tedavi edilebilir ve daha ileri evrelerde bile genellikle tedavi edilebilir.
Testis kanseri tipleri nelerdir?
Testislerde başlayan germ hücre tümörlerinin 2 ana kategorisi vardır.
- Seminom: Bir tümör sadece seminom ise, altta listelenen tümör tiplerinin hiçbirine sahip olmadığı anlamına gelir.
- Non-seminom: Non-seminom en az aşağıdaki tümör tiplerinden birini içerir:
- Koryokarsinoma
- Embriyonik karsinom
- Yolk sac tümörü
- Teratom
Çoğu non-seminom en az 2 farklı germ hücreli tümör alt türünün karışımıdır ve tüm karışık germ hücreli tümörler non-seminom olarak sınıflandırılır. Genel olarak non-seminomlar seminomlardan daha hızlı büyür ve yayılır, ancak her iki tümör tipi için de zamanında teşhis ve tedavi önemlidir.
Diğer, daha az yaygın testis tümörü türleri şunları içerir: - Leydig hücreli tümör
- Sertoli hücreli tümör
- Testislerin bir parçası olan rete testis karsinomu
- Testis lenfoması
Testis kanseri sık mıdır?
Testis kanseri, tüm kanser türleri arasında düşük sıklıkta görülen bir kanser türüdür.
Ancak 15-35 yaş arası erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Yani, erkeklerin yaşam boyu karşılaşabileceği kanserler arasında testis kanseri, görülme sıklığı bakımından ortalama olarak alt sıralarda yer alırken, genç erkeklerde daha sık görülmektedir.
Testis kanseri neden olur?
Bir risk faktörü, bir kişinin kanser geliştirme olasılığını artıran herhangi bir şeydir. Risk faktörleri genellikle kanserin gelişimini etkilerken, çoğu risk faktörü doğrudan kansere neden olmaz. Ancak risk faktörlerinizi bilmek ve doktorunuzla bunları konuşmak, daha bilinçli yaşam tarzı ve sağlıklı seçimler yapmanıza yardımcı olabilir. Aşağıdaki faktörler bir kişinin testis kanseri geliştirme riskini artırabilir. Ancak, testis kanserinin nedeni genellikle bilinmemektedir.
- Yaş. Testis kanseri teşhisi konan insanların yarısından fazlası 20 ila 45 yaş arasındadır. Bununla birlikte, bu hastalık her yaşta, hatta gençlik yıllarında ve 45 yaşın üzerinde de meydana gelebilir, bu nedenle testis kanserinin herhangi bir belirtisi doktor tarafından kontrol edilmelidir.
- Kriptorşidizm. Kriptorşidizm, bir veya her iki testisin doğumdan önce skrotuma inmemesi anlamına gelir. Bu durumu olan insanlar testis kanseri geliştirme riski daha yüksektir. Bu risk cerrahi olarak düzeltilebilir. Bazı doktorlar, kriptorşidizm için cerrahi müdahale önerirler ve bunu kısırlık riskini azaltmak için 6 ay ile 15 ay arasındaki yaşlarda gerçekleştirirler. Kriptorşidizm genellikle çok genç yaşta düzeltilir, bu nedenle birçok insan bu durumun kendilerinde olup olmadığını bilemeyebilir.
- Aile öyküsü. Testis kanseri olan yakın bir akrabanın, özellikle bir kardeşin olması, testis kanseri geliştirme riskini artırır.
- Kişisel öykü. Bir testiste kanser geçirmek, diğer testiste kanser geliştirme riskini artırır. Ancak bu çok sık değildir. Testis kanseri olan her 100 kişiden 2’sinin diğer testiste kanser geliştireceği tahmin edilmektedir.
- Herhangi bir ırktan insanlar testis kanseri geliştirebilirken, beyaz insanlar diğer ırklara göre testis kanseri teşhisi konma olasılığı daha yüksektir. Testis kanseri siyahilerde nadirdir. Ancak siyahilerde testis kanseri, beyaz insanlara göre özellikle kanser lenf nodlarına veya vücudun diğer bölgelerine yayıldığında daha ölümcül olma eğilimindedir.
- İnsan bağışıklık eksikliği virüsü (HIV). HIV
Testis kanseri taraması
Testis kanseri taraması, erkeklerin testis kanseri belirtilerini erken teşhis etmek için yapılan bir dizi test ve muayenedir. Testis kanseri taraması için standart bir tarama programı yoktur, ancak erkeklerin kendi kendine testis muayenesi yapmaları önerilir. Kendi kendine testis muayenesi, testislerinizi elle kontrol etmenizi ve anormal bir kitle, şişlik veya ağrı hissederseniz bir doktorla konuşmanızı içerir. Testis kanseri taraması için başka testler de yapılabilir, ancak hangi testlerin yapılacağı doktorunuza bağlıdır. Genel olarak, bir doktor testis kanseri taraması için aşağıdaki testleri yapabilir:
- Fizik muayene: Doktor, testislerinizin büyüklüğünü, şeklini ve sertliğini kontrol eder.
- Ultrason: Ultrason testi, vücuttaki organların bir görüntüsünü oluşturmak için yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanır.
- Kan testleri: Kan testleri, testis kanserine özgü proteinlerin seviyelerini ölçebilir.
- Biyopsi: Biyopsi, bir doku örneği alarak kanserin varlığını doğrulayabilir. Ancak testis kanseri teşhisi genellikle ultrason ve kan testleri yoluyla yapılır.
Evde testis muayenesi nasıl yapılır?
Evde testis muayenesi, testis kanseri için yapılan düzenli bir kontrol yöntemidir. Bu kontrol, testislerinizi elle kontrol ederek testis kanseri belirtilerini tespit etmeye yardımcı olabilir. Aşağıdaki adımları takip ederek evde testis muayenesi yapabilirsiniz:
- Duş alın veya sıcak bir banyo yapın. Bu, testislerinizi rahatlatarak muayene sırasında rahat hareket etmenizi sağlar.
- Ayakta durun veya uzanın. Bacaklarınızı hafifçe ayırın ve dizlerinizi hafifçe bükün. Ayna önünde durun ve skrotumunuzda şişme veya boyut veya şekil değişikliği olup olmadığını kontrol edin.
- Her iki testisi de avuç içi ile kontrol edin. Parmaklarınızla her testisi nazikçe hissedin. Testisi başparmağınız ve diğer parmaklarınız arasında yuvarlayarak, herhangi bir yumru, şişme veya boyut veya şekil değişikliği olup olmadığını kontrol edin. Normalde testisler sert ve düzgün bir yüzeye sahip olmalıdır.
- Her bir testisin arkasında bulunan küçük bir tüp olan epididimis’i kontrol edin ve herhangi bir yumru veya şişme olup olmadığını kontrol edin.
- İşlemi diğer testis için tekrarlayın.
Evde testis muayenesi, testis kanseri belirtilerini tespit etmek için bir yöntemdir. Ancak, testis kanseri riski yüksek olan erkeklerin düzenli olarak bir doktora görünmeleri ve testis muayenesi yaptırmaları önerilir.
Testis kanseri belirtisi nedir?
Testis kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir kanser türüdür. Erken teşhis için belirtilerini bilmek önemlidir. Testis kanseri belirtileri şunlardır:
- Skrotumda şişlik ya da yumru: Bu, en yaygın belirtidir. Skrotumda şişlik veya sert bir yumru hissedilebilir. Şişlik, yavaş yavaş büyüyebilir veya hızlıca büyüyebilir.
- Skrotumda ağrı ya da rahatsızlık hissi: Skrotumda ağrı ya da rahatsızlık hissi, testis kanserinin erken belirtilerinden biridir.
- Karın ağrısı: Testis kanseri, karın bölgesindeki lenf düğümlerine yayılabilir ve bu durumda karın ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
- Meme büyümesi: Nadir de olsa, bazı testis tümörleri memelerde hassasiyete veya erkek göğüs dokusunda büyümeye neden olabilir (jinekomasti).
- Daha ileri aşamalarda testis kanseri, bel ağrısı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kanlı balgam veya balgamlı öksürük gibi belirtilere neden olabilir.
- Bacaklarda şişme veya nefes darlığı, testis kanserinin belirtileri olabilir. Büyük bir damardaki kan pıhtısına derin ven trombozu (DVT) denir. Akciğerdeki bir arterdeki kan pıhtısı ise pulmoner emboli olarak adlandırılır ve nefes darlığına neden olur. Genç veya orta yaşlı bazı kişiler için, bir kan pıhtısı geliştirmek testis kanserinin ilk belirtisi olabilir.
Eğer herhangi bir belirti fark ederseniz, vakit kaybetmeden bir doktora başvurmanız önerilir. Belirtiler diğer rahatsızlıklarla da ilişkili olabilir, her zaman kanser olduğu anlamına gelmez. Ancak bir doktor, testis kanseri olasılığını dışlamak veya teşhis etmek için muayene ve testler yapabilir.
Testis kanseri kan tahlilinde belli olur mu?
Testis kanseri genellikle fiziksel muayene ve görüntüleme testleri ile teşhis edilir. Testis kanserini teşhis etmek ve tedavi etmek için tümör belirteci testi adı verilen bir kan testi de yapılabilir.
Testis kanserinde en yaygın tümör belirteçleri: - Alfa-fetoprotein (AFP)
- İnsan koryonik gonadotropin (HCG)
- Laktat dehidrogenaz (LDH) dir.
Bu proteinler bazı testis kanseri hücreleri tarafından üretilir ve kanın içinde tespit edilebilir. Ancak, tüm testis kanserleri bu tümör belirteçlerini üretmez ve bu belirteçlerin yükselmesinin nedeni her zaman kanser olmayabilir. Karaciğer hastalığı veya belirli türdeki germ hücreli tümörler gibi diğer tıbbi durumlar da AFP, HCG veya LDH düzeylerinde yükselmeye neden olabilir. Bu nedenle, tümör belirteci testi, testis kanserini teşhis etmek ve izlemek için faydalı bir araç olmasına rağmen, sağlık uzmanı tarafından diğer teşhis testleri ve klinik değerlendirme ile birlikte yorumlanması gereken bir testtir.
Testis kanseri tanısı nasıl konulur?
Testis kanserini teşhis etmek için kullanılan birçok test bulunmaktadır. Burada açıklanan tüm testler herkes için gerekli olmayabilir. Doktorunuz teşhis testi seçerken aşağıdaki faktörleri göz önünde bulundurabilir:
- Şüphelenilen kanser türü
- Belirtileriniz
- Yaşınız ve genel sağlık durumunuz
- Daha önce yapılan tıbbi test sonuçları
Fiziksel muayene ve ultrason genellikle ilk yapılan testlerdir.
- Fiziksel muayene
- Ultrason: Ultrasonda görülebilecek kadar büyük bir tümör varsa, o zaman sonogram tümörün büyüklüğünü, yerini ve sertliğini gösterir. Testis içindeki katı bir tümörün kanser olma olasılığı çok yüksektir.
- Kan testleri/tümör belirteçleri
- Alfa-fetoprotein (AFP). AFP seviyesi genellikle non-seminoma olan insanlarda yükselir, ancak her zaman yükselmez. AFP, seminomalar tarafından üretilmez, bu nedenle AFP seviyesindeki artış, tümörün saf bir seminoma olmadığına işaret eder.
- Beta insan koryonik gonadotropin (beta-hCG). Beta-hCG genellikle seminoma veya non-seminoma olan insanlarda yükselir, ancak 1.000 IU/L’nin üzerindeki beta-hCG seviyeleri, kanserin bir seminoma değil, bir non-seminoma olduğunu gösterir.
- Laktat dehidrogenaz (LDH). LDH, metastatik non-seminoma için ne kadar kemoterapi verileceğini belirlemede yardımcıdır. Birçok kanser ve kanser dışı durumun LDH seviyelerini artırabileceği akılda tutulmalıdır. Kansere özgü değildir.
Bu tümör belirteçlerinin yüksek seviyeleri testis kanseri veya başka bir kanser türünü işaret edebilir. Ancak, testis kanserine sahip olup normal tümör belirteci seviyelerine sahip olmak da mümkündür. Kanser olmadan da bu belirteçlerin yüksek olabildiğini unutmamak gerekir.
Testis kanseri tanısı ve evrelemesi için kullanılan görüntüleme testleri şunlardır: Ultrasonografi (USG): Testis kanseri tanısında en sık kullanılan görüntüleme testi ultrasonografidir. Bu test, testislerin boyutunu, şeklini ve iç yapılarını gösterir. Ayrıca testislerdeki tümörlerin büyüklüğünü ve konumunu belirleyebilir.
Bilgisayarlı tomografi (BT): BT, testis kanseri evrelemesinde kullanılan bir başka görüntüleme testidir. Bu test, vücudun kesitli görüntülerini oluşturur ve tümörlere yakın lenf düğümlerini tespit etmeye yardımcı olabilir.
Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): MRG, testis kanseri tanısında ve evrelemesinde kullanılan bir diğer görüntüleme testidir. Bu test, vücudun manyetik alanlarından yararlanarak kesitli görüntüler oluşturur. MRG, tümörlerin yayılımını belirlemeye yardımcı olabilir.
Pozitron emisyon tomografisi (PET): PET, vücuttaki hücre aktivitesini göstermek için radyoaktif bir madde kullanır. Bu test, tümörlerin varlığını ve yayılımını belirlemeye yardımcı olabilir. Bu görüntüleme testleri, testis kanserinin tanısı ve evrelemesinde önemli bir rol oynar ve tedavi planını belirlemede yardımcı olur.
Testis kanseri tedavi yöntemleri nelerdir?
Testis kanseri, erkeklerde görülen bir kanser türüdür ve tedavi edilebilir bir durumdur. Tedavi seçenekleri, kanserin tipine, evresine ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişebilir. Genellikle, testis kanserinin tedavisi cerrahi, radyasyon ve kemoterapiyi içerir.
- Cerrahi: Testis kanserinin tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Ameliyat sırasında, kanserli testis çıkarılır (orşiektomi). Tek taraflı testis kanserinde, sağlıklı testis korunur. Ancak çift taraflı testis kanseri durumunda, her iki testis de çıkarılabilir.
- Radyasyon terapisi: Testis kanserinde radyasyon tedavisi, kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışınlar kullanır. Tedavi, kanserin yayılma durumuna ve kişinin genel sağlık durumuna bağlı olarak uygulanabilir.
- Kemoterapi: Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için kullanılan ilaçların kullanımını içerir. Testis kanserinin tedavisinde kemoterapi, cerrahi veya radyasyon tedavisi ile birlikte veya tek başına kullanılabilir.
- İzlem ve takip: Bazı durumlarda, kanser evresinin düşük olduğu ve yayılmadığı durumlarda, sadece izlem ve takip edilerek tedavi edilebilir. Bu durumda, kanserli bölge düzenli olarak izlenir ve kanser tekrar oluşursa tedavi seçenekleri yeniden değerlendirilir.
Tedavi seçenekleri, kişinin yaşına, sağlık durumuna ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir. Tedavi seçeneklerinin yan etkileri de olabilir, bu nedenle tedavi planı oluşturulurken doktorunuzla birlikte seçenekleri tartışmak önemlidir.
Testis tümörü fertilite korunması
Testis tümörü tedavisi, erkeklerde fertilite (çocuk sahibi olabilme) üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Cerrahi, kemoterapi ve radyasyon tedavisi, sperm üretimini, kalitesini ve hareketliliğini etkileyebilir veya tamamen durdurabilir. Ancak, tedavi sonrası fertilite hala mümkündür. Fertilite korunması için birkaç seçenek vardır. Erkekler, sperm dondurma veya sperm toplama işlemi olan testis biyopsisi ile sperm dondurma yoluyla fertilite potansiyellerini koruyabilirler. Bunun yanı sıra, bazı durumlarda testislerin radyasyondan korunması veya farklı bir şekilde ameliyat edilmesi mümkün olabilir. Tedaviye başlamadan önce bu seçenekler ile ilgili karar verilmelidir.
Testis kanserinde cerrahi yaklaşım
Testis kanserinde cerrahi tedavi, kanserli testisin çıkarılmasını içerir. Bu işleme orşiektomi denir ve genellikle bir ameliyatla yapılır. Testis kanseri genellikle sadece bir testiste görülür, bu nedenle cerrahi işlem yalnızca etkilenen testisin çıkarılmasını gerektirir. Cerrahi tedavi, testis kanserinin tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir. Orşiektomi, kanser hücrelerinin çıkarılmasına yardımcı olur ve ayrıca kanserin yayılmasını önleyebilir. Ameliyat sırasında, tümörün tipi, boyutu ve evresi de değerlendirilir. Orşiektomi, genellikle hastanın genel sağlık durumu dikkate alındığında lokal anestezi altında veya genel anestezi altında yapılır. Operasyon sırasında, bir kesi yapılarak testis çıkarılır ve bir dikişle kapatılır. Operasyon sonrasında, genellikle birkaç gün hastanede kalınması gerekebilir ve iyileşme süreci birkaç hafta sürebilir. Testis kanserinin bazı durumlarda daha ciddi olabileceği ve cerrahi tedaviye ek olarak kemoterapi veya radyasyon terapisi gerektiği unutulmamalıdır. Bu nedenle, her hasta için tedavi seçenekleri bireysel olarak belirlenir ve uzman bir doktor tarafından yönetilir.
Cerrahi (orşiektomi) yan etkileri
Bir testisin çıkarılması normal boyutta olan diğer testis varsa vücudun testosteron seviyesini etkilemez. Testosteron seviyesi azaltıldığında, depresyon veya diğer ruh hallerinde değişiklikler, yorgunluk, azalmış cinsel dürtü, normal bir ereksiyon sağlayamama ve sıcak basmaları gibi belirtiler görülebilir, uzun vadede kas ve kemik kütlesinde kayıp olabilir. Orşiektomiden sonra düşük testosteron seviyesine sahip olan kişilere testosteron takviyesi tedavisi uygulanabilir. Tek taraflı orşiektomi bir kişiyi biyolojik olarak çocuk sahibi olamaz hale getirmeyecektir çünkü diğer testis hala sperm üretecektir. Ancak, testis kanseri teşhisi konulmadan önce bile yaklaşık %25 oranında insan kısırlık olabilir. Bazı insanların kanser kendisi ve/veya kanserin gelişimine katkıda bulunan faktörler nedeniyle kısırlaştığı görünmektedir. Testis kanseri olan kişilerin testisi çıkarıldıktan sonra sperm sayıları genellikle artar. Her iki testis çıkarılırsa, vücut artık sperm veya testosteron üretmez ve kişi biyolojik olarak çocuk sahibi olamaz hale gelir. Bir testisi olan bir kişide her iki testisin veya bir testisin çıkarılması önerilirse, ameliyattan önce genellikle spermler sayılır ve işlevleri değerlendirilir. Yeterli sayıda işlevsel sperm varsa, gelecekte çocuk sahibi olmak için sperm bankacılığı önerilir. Ek olarak, her iki testis de çıkarılırsa testosteron replasman tedavisi gereklidir.
Orşiektomi sonrası rekonstrüktif cerrahi
Hastalar, yapay veya protez testislerin skrotuma yerleştirilip yerleştirilmeyeceğine karar verebilirler. Protez testis genellikle normal bir testise benzer bir ağırlık ve dokuya sahiptir, ancak tam olarak aynı değildir. Bazı insanlar protez testisin rahatsız edici olduğunu bulurken, bazıları hiç istemez. İstendiği takdirde, doktorunuzla konuşarak protez testis isteyip istemediğinize ve bunun için en uygun zamanlamaya karar verebilirsiniz.
Cerrahi sonrası aktif izlem
Radikal inguinal orşiektomi sonrası klinik evre I testis kanseri (seminoma veya non-seminoma) olan kişiler için aktif izlem bir seçenek olabilir. Aktif izlemin avantajı, çeşitli yan etkileri olan, gerekli olmayabilecek ek tedaviden kaçınılmasıdır. Gözetimde, hastalar yakından izlenir ve kanser nüksederse aktif tedavi başlatılır. Bu seçenek, tümör belirteçleri için kan testleri, bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları ve göğüs röntgenleri için düzenli doktor randevularını içerir. Bu yaklaşım, kanserin erken aşamada tespit edilebilmesi için doktor ve hastanın gözetim programına uygun şekilde bağlı kalmasını gerektirir. Gözetimin ana avantajı, orşiektomi sonrası kemoterapi, radyasyon terapisi veya ek cerrahi gibi herhangi bir tedavinin gereksiz olmasıdır. Patolojik değerlendirmede nüks için riski faktörü olmayan seminomaların % 85-90’ı ve non-seminomaların% 75-85’inin orşiektomi sonrası hastalığında nüks olmayacaktır.
Testis kanserinde kemoterapi
Testis kanseri tedavisinde kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için ilaçların kullanımını içerir. Kemoterapi, genellikle testis kanseri hücrelerinin yayılmasını önlemek için cerrahi tedavi ile birlikte veya cerrahi tedaviden sonra kullanılır. Bazı durumlarda, kemoterapi tek başına da kullanılabilir. Testis kanserinin kemoterapi ile tedavisi, kişinin yaşına, genel sağlık durumuna, kanserin türüne ve evresine bağlı olarak değişebilir. Kemoterapi, kanser hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını engelleyen ilaçları kullanır. Bu ilaçlar genellikle damar yolundan, yani iğne veya kateterle verilir. Testis kanseri tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları arasında sisplatin, bleomisin, etoposid, ifosfamid gibi ilaçlar yer alır. Tedavi süresi ve sıklığı, kanserin evresine, kemoterapinin ne kadar etkili olduğuna ve kişinin yan etkilerini tolere edebilme yeteneğine bağlı olarak değişebilir. Kemoterapinin yan etkileri, kişinin genel sağlık durumu, yaş ve tedavinin uzunluğuna bağlı olarak değişebilir. Yaygın yan etkiler arasında saç dökülmesi, mide bulantısı, kusma, yorgunluk ve enfeksiyon riskinin artması yer alır. Bu yan etkiler, kemoterapinin dozajı ve süresi ile ilişkili olabilir ve genellikle tedavi sona erdikten sonra zamanla düzelir. Testis kanseri tedavisi planı, bir onkolog tarafından kişiye özel olarak hazırlanır. Kemoterapinin uygun olup olmadığına karar vermek için, kişinin kanserin türü, evresi ve genel sağlık durumu değerlendirilir.
Kemoterapinin yan etkileri
Kemoterapi, testis kanseri için oldukça etkilidir ancak yan etkilere ve komplikasyonlara neden olabilir. Kemoterapinin yaygın yan etkileri arasında:
- Yorgunluk,
- Mide bulantısı ve kusma,
- Ellerde ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma,
- Yüksek tonda işitme kaybı ve kulaklarda çınlama yer alır.
- Ayrıca şiddetli enfeksiyon riski de vardır, bu nedenle enfeksiyon belirtileri geliştirirseniz sağlık ekibinizle konuşmalısınız.
- Bleomisin adlı ilaç, akciğerlerde tehlikeli iltihaplanmaya neden olabilir, bu nedenle nefes darlığı, solunum güçlüğü veya sürekli öksürük gibi belirtileriniz varsa sağlık ekibinize hemen bildirmeniz önemlidir.
- Testis kanseri tedavisi gören insanlar ayrıca kan pıhtısı riski daha yüksektir, özellikle kemoterapi tedavisine başladıklarında. Nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bir veya her iki bacak veya kolun şişmesi gibi bir kan pıhtısı belirtisi görürseniz hemen sağlık ekibinize bildirin.
Kemoterapiden kaynaklanan çoğu yan etki genellikle tedavi bittikten sonra geçer, ancak bazıları çok daha sonra ortaya çıkabilir. Bunlara “geç etkiler” denir. Testis kanseri için kemoterapiye bağlı geç etkiler arasında uzun süren yorgunluk, kalp hastalığı ve ikinci kanserler yer alır.
Testis kanserinde radyoterapi
Testis kanseri tedavisinde radyoterapi, sadece seminom tipi testis kanserinde kullanılabilir. Bu tedavi genellikle lenf düğümlerinin radyasyonu ile yapılır. Radyoterapi genellikle günlük seanstan oluşur ve 4-6 hafta sürebilir. Radyoterapinin yan etkileri, tedavinin dozu, süresi ve uygulama bölgesine bağlı olarak değişebilir. Yan etkiler arasında ciltte kızarıklık, kaşıntı, yorgunluk, mide bulantısı ve kusma yer alabilir. Ayrıca, radyoterapi sperm üretimini etkileyebilir ve kişinin kısırlığına neden olabilir.
Kanserin fizikseli duygusal ve sosyal etkileri
Kanser ve tedavisi, fiziksel belirtiler ve yan etkiler yanı sıra duygusal, sosyal ve finansal etkilere neden olur. Bu etkilerin yönetimi, palyatif bakım veya destekleyici bakım denilen bir bakım şeklidir. Kanseri yavaşlatmak, durdurmak veya ortadan kaldırmayı amaçlayan tedavilerle birlikte sunulur. Palyatif bakım, semptomları yönetmek ve diğer, tıbbi olmayan ihtiyaçları olan hastaları ve ailelerini desteklemek suretiyle tedavi sürecinde nasıl hissettiğinizi iyileştirmeye odaklanır. Her yaşta veya kanser türünde ve evresinde olan herkes bu tür bir bakımı alabilir. Ve sıklıkla kanser teşhisi konulduktan hemen sonra başlatıldığında en iyi sonuçları verir. Kanser tedavisiyle birlikte palyatif bakım alan kişiler genellikle daha az şiddetli semptomlar, daha iyi yaşam kalitesi ve tedaviden daha memnuniyet bildirirler. Palyatif tedaviler geniş kapsamlıdır ve genellikle ilaç, beslenme değişiklikleri, rahatlama teknikleri, duygusal ve manevi destek ve diğer terapileri içerir. Ayrıca, kemoterapi, cerrahi veya radyoterapi gibi kanseri ortadan kaldırmayı amaçlayan tedavilerle benzer palyatif tedaviler de alabilirsiniz.
Testis Kanserinde Evrelere Göre Tedavi
Klinik evre I seminoma Testis kanserinin birinci evresidir ve sadece testislerde bulunur. Bu kanser türü, genellikle küçük boyutlu bir tümör ile sınırlıdır ve çevre dokulara yayılmamıştır. Klinik evre I seminoma testis kanseri olan hastaların tedavisi, bir radikal inguinal orşiektomi ameliyatı ile başlar. Daha sonra, hastaların tedaviye ihtiyaç duyup duymadıklarını belirlemek için düzenli olarak takip edilirler. Bazı hastaların ek tedavi gerektirmezken, diğerleri için radyoterapi veya kemoterapi gerekebilir. Klinik evre I seminom testis kanserli kişilerin %80’den fazlası sadece orşiektomi ile iyileşirken, kalan %15 ila 20’si ek tedavi verilmezse nüks yaşar. Nükslerin çoğu tanıdan sonraki 12 ay içinde oluşur ve nüksün yeri genellikle retroperitonyumdadır (karın içindeki lenf bezeleri). Dolayısıyla tüm hastaların cerrahi sonrası kemoterapi veya radyoterapiye ihtiyacı yoktur. Tedavi şekline hastanın patolojik değerlendirmedeki özelliklerine göre hasta ile birlikte karar verilir.
Klinik evre I non-seminoma tedavi seçenekleri nelerdir? Klinik evre I non-seminoma testis kanserinin tedavi seçenekleri şunlardır:
- Orşiektomi: Non-seminoma testis kanserinin tedavisinde de orşiektomi uygulanır. Bu işlem testis ve sperm kanallarının tamamının cerrahi olarak çıkarılmasıdır.
- Gözetim (izleme): Klinik evre I non-seminoma testis kanseri olan bazı hastaların tedavisi, izlem (gözetim) olarak adlandırılır. Bu yaklaşım, hastaların düzenli doktor muayeneleri, kan tahlilleri, bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları ve göğüs röntgenleri ile yakından takip edilmesini içerir. Tedavi, kanser nüksettiğinde başlar. Gözetim yaklaşımı, orşiektomi sonrası hastaların yaklaşık yüzde 75’inde nüks olmadığı için seçenek olarak düşünülebilir.
- Retroperitoneal lenf nodu diseksiyonu: Retroperitoneal lenf nodu diseksiyonu, non-seminoma testis kanserinin tedavisinde kullanılan bir diğer seçenektir. Bu işlem, lenf düğümlerinin alınması için bir cerrahi prosedürdür ve genellikle orşiektomi sonrası hastalara uygulanır. Bu tedavi seçeneği, kanser hücrelerinin lenf düğümlerinde bulunması durumunda kullanılır.
- Kemoterapi: Bu seçenek, cerrahi olarak testis alındıktan kısa bir süre sonra kemoterapi almayı içerir ve bu adjuvan kemoterapi olarak adlandırılır. En yaygın kullanılan yaklaşım, 3 hafta süren bir döngüsü olan BEP (bleomisin, etoposid, cisplatin) kemoterapisinin bir kez verilmesi şeklindedir.
Tedavi seçenekleri hastanın tıbbi durumuna, kanserin evresine, türüne ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir.
Klinik evre II non-seminom testis kanserinde tedavi Öncelikle testis cerrahi olarak çıkarılır ve ardından ek tedavi uygulanır. Orşiektomi sonrası tedavi seçeneği, hasta serum tümör belirteci seviyelerine ve retroperitoneal lenf nodu boyutuna bağlıdır. İnfertilite riski nedeniyle bu tedaviler başlamadan önce sperm bankacılığı hakkında düşünmeniz önerilir.
- Kemoterapi: Kemoterapi, evre II testis kanseri olan herkes için standart bir seçenektir. Genellikle testisin çıkarılmasından sonra ilaç kombinasyonu verilir.
- Retroperitoneal lenf nodu diseksiyonu: Yukarıda açıklandığı gibi, karın arkasındaki retroperitoneal lenf nodlarının çıkarılması ameliyatıdır. Çıkarılan lenf nodlarında büyük miktarda kanser bulunursa, RPLND’den sonra kemoterapi önerilebilir.
Klinik evre II seminom testis kanserinde tedavi Klinik evre II seminomada, tedavi kararında temel faktör retroperitoneal lenf düğümlerinin boyutudur. İnfertilite riski nedeniyle, aşağıdaki tedaviler başlamadan önce sperm bankacılığı hakkında bilgi almanız önerilir.
- Kemoterapi: Testisin alınmasından sonra, kombinasyon halinde kemoterapi ilaçları verilir. Kemoterapi, tüm evre II seminomalar için standart bir tedavi seçeneğidir.
- Radyasyon tedavisi: Cerrahi işlemden sonra karın ve pelvise radyasyon tedavisi uygulanabilir. Bazen, radyasyon tedavisi yerine kemoterapi kullanılabilir. Uzmanlar, IIA ve erken evre IIB’li hastalar için radyasyon tedavisi mi yoksa kemoterapinin mi tercih edilen seçenek olduğu konusunda farklı düşüncelere sahiptir. Her iki yaklaşım da bu evrelerde hastaların %90’ından fazlasını iyileştirir. Hem kemoterapi hem de radyasyon tedavisi, gelecekte ikinci kanserler ve belirli diğer sağlık sorunları riskini artırır.
Evre III testis tümörlerinde tedavi Klinik evre III testis tümörleri, testis kanserlerinin en ileri aşamasıdır ve çevre dokulara, lenf düğümlerine ve diğer organlara yayılmıştır. Bu nedenle tedavi planı, kanserin yayılımına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir.
- Kemoterapi: En yaygın tedavi seçeneğidir ve genellikle orşiektomi (testis cerrahisi) ile birlikte uygulanır. Kemoterapi, birçok farklı ilacı içerebilir ve 3-4 kür sürebilir. Tedavinin amacı, kanseri öldürmek ve yayılmasını durdurmaktır.
Kemoterapi sonrası geride tümör kalması
Testis tümörlerinde kemoterapi sonrası rezidü kitlelerin yaklaşımı, büyüklük, sayı, konum ve serum tümör belirleyicilerinin düzeyi gibi birçok faktöre bağlıdır. Bu nedenle, rezidü kitlelere yaklaşım, bireysel olarak değerlendirilmelidir. Öncelikle, yüksek serum tümör belirleyicileri olan ve büyük veya sayıları çok olan rezidü kitlelerinde genellikle kemoterapiye yeniden başlanır. Bu durumda, ikinci kemoterapi rejimi genellikle ilk kemoterapi rejiminden farklı bir rejim olabilir. Ancak, küçük ve sayıları az olan rezidü kitlelerinde yaklaşım farklı olabilir. Bu durumda, takip, ameliyat veya radyoterapi seçenekleri arasında tercih yapılabilir. Rezidü kitlelerin büyüklüğüne ve konumuna bağlı olarak, cerrahi müdahale, lenf nodu diseksiyonu veya radyoterapi gibi seçeneklerden biri veya birkaçı birlikte kullanılabilir. Bu nedenle, kemoterapiden sonra rezidü kitleleri yönetmek için en iyi yaklaşım, her hasta için ayrı ayrı belirlenir ve tedaviye özgü bir plan oluşturulur.
Testis tümörlerinde yüksek doz kemoterapi ve kök hücre nakli uygulaması
Yüksek doz kemoterapi, bazı hastalarda tedavi seçeneği olarak kullanılabilir. Ancak, bu tedavi seçeneği sadece belirli durumlarda ve sınırlı sayıda hastada uygulanabilir. Örneğin, yüksek doz kemoterapi, ileri evre testis kanseri olan ve diğer tedavilere cevap vermeyen hastalarda kullanılabilir. Yüksek doz kemoterapi, normal hücreleri de etkileyebileceği için diğer kemoterapi tedavilerine göre daha ciddi yan etkileri olabilir. Dolayısıyla yüksek doz kemoterapi öncesi hastadan toplanan kök hücreler uygun koşullarda saklanır. Yüksek doz kemoterapi bitiminden sonra hastaya tekrar verilerek kan değerlerinin normale dönmesi beklenir. Bu nedenle, bu tedavi seçeneği yalnızca deneyimli sağlık profesyonelleri tarafından ve dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır.